Fİlm Noİr

Kahramanmaraş'ı kar almıştı. Teğmen Dedektif Hüseyin, esrarengiz çöp olayını araştırıyordu. Belediye'nin çöp dökülmesini yasakladığı köşeye, meçhul bir fail ya da failler iki günde bir çöp atıyorlardı. Kahramanmaraş Belediyesi, bu zorlu görevi özellikle Teğmen Dedektif Hüseyin'e vermişti, çünkü Teğmen Dedektif Hüseyin bütün Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun en iyi Teğmen Dedektifiydi.

Karın genelde olduğu gibi lapa lapa değil de sert tipi şeklinde yağdığı bir Kasım günü, Teğmen Dedektif Hüseyin yeni bırakılmış çöp yığınından uzaklaşan izler farketti. Olayı çözmeye yaklaştığını düşünürken, izlerin kendini olay mahallinin ücra bir köşesindeki tuzağa götürdüğünü farkedememişti. Karşısında suçun failini görüp durumu anladığında, iş işten çoktan geçmişti. Öleceğini biliyor, ama bir yandan da esrarı çözmüş olmanın tuhaf ferahlığını duyuyordu. Göğsüne yediği ilk çifte darbesi akciğerlerinden kan püskürtmesine yol açtı, ama daha ölmemişti. Elini ağzına götürdü, bardak bardak kan tükürüyordu. Çöpü döken şeytani zeka ondan korkmuş, sırrını keşfetmesinden çekindiği için onu aradan çıkarmaya karar vermişti. Zaten yasak yere çöp dökebilen bir zihniyet için cinayet tereddüt edilecek bir mevzu değildi. Teğmen Dedektif Hüseyin, hasmının korkusunda yatan saygı karşısında gururla gülümsedi. Kendisine verilen değeri boşa çıkarmayacaktı. Ölürken bile görevine sadık kalacaktı. İkinci çifteyi yerken, kanlı parmakları duvara uzandı. Düşmanı işini daha fazla şansa bırakmadı ve üçüncü çifteyi kafasının ortasına indirdi. Teğmen Dedektif'in işi bitmişti. Cansız bedeni çöpler arasında, yasak yere atılmış yeni bir çöp konumunda serilmiş yatıyordu.

Fakat korkunç düşmanı, ondan korkmakta haklı olduğunu çok acı bir şekilde anladı. Son anında Teğmen Dedektif Hüseyin, katilini ve daha da elim olan çöp dökme suçunun failini dünyaya açıklamıştı. Ve söz konusu failin bu açıklamayı silecek elleri yoktu. Her şey bitmişti.

Dibi çöple dolu duvarın üzerinde, kanla "Buraya çöp döken eşektir" yazıyordu.